24 Kasım 2016 Perşembe

Sergi İncelemeleri No:70 Galeri Apel - Balkon 

Ahmet Rüstem,


Balkon Üzerine 

Bir çok sanat eserinde karşımıza çıkan balkon ögesi içerinin dışarı ile harika bir kesişim bölgesidir. Mimari kullanımı ve önemi değişken olan balkon balkon siyasetçilerin halkla birleştiği yerdir, sevgilileri gizlice buluşturan alandır kimi zaman, bazen hayatta bir son durak, bazen sevinç çığlıkları atma yeridir. Galeri Apel "balkon" kelimesini sanatçılara teslim ederek ortaya birbirinden ilginç yaklaşımları görmemizi sağladığı sergisi ile yeni bir yıla başladı. 


galeriapel_balkon%2B%25285%2529



Balkon, fikir olarak eser haline gelip binanın içine girince işler değişiyor tabi. Başka başka manzaralar oluşturuyor galerinin her bir köşesi. Galeri Apel'de 2 kata yayılan sergi, girişte balkonda kurutulan çamaşırları galeride görmenin şok etkisi ile başlıyor ve yerleştirme, resim gibi karışık bir çok teknikten eserleri Balkon teması ile okumamızı sağlıyor. 


galeriapel_balkon%2B%25282%2529

galeriapel_balkon%2B%25283%2529




Üst katta kolon arkasında balkondan ip gibi süzülen "Gel" isimli Maria Sezer yerleştirmesi oldukça etkileyici. Uzun kuyruklu gecelik ve saç oldukça dramatik öyküler oluşturuyor izleyicinin zihninde. 


galeriapel_balkon%2B%25284%2529
Aydan Baktır 



Endam Acar'a ait "Sessiz Çoğunluk" isimli yerleştirme ise duvar boyu kibrit kutularının balkonlarla dolu bir seriyi oluşturduğu oldukça etkileyici bir çalışma. Şansıma galeriyi ziyaret ettiğim gün "Ay Yanığı" isimli yerleştirmenin sanatçısı Suzy Hug Levy'de oradaydı oldukça çizgisel ve göz alıcı eseri hakkında güzel detaylardan bahsetti. 


galeriapel_balkon%2B%25281%2529



Galeriler tabi ki sanat eseri dolu yerlerdir ama ben mimari özelliği olarak bu galeride sergi gezmekten ayrı bir keyif alıyorum. Aynı tema altındaki sergilerinde eserler birbirlerine o kadar yakın oluyor ki; her tarafınız sanatla kuşanıyor. 
Özellikle tek temaya bağlı sergileri seviyorsanız, tek bir kavram üzerinden her sanatçının birbirinden farklı bakış açıları ile ürettiği eserleri yorumlamayı seviyorsanız "Balkon" sergisini 5 Şubat tarihine kadar Galeri Apel'de görebilirsiniz.

Sergide Yer Alan Sanatçılar: 

Endam Acar, Behiç Ak , Aydan Baktır, Sakine Çil, Sümbül Eren, Can Göknil, Aslımay Altay Göney, Esra Carus Gülaydın, Güler Güngör, Kurucu Koçanoğlu, Raziye Kubat, Suzy Hug Levy, Çiğdem Mahsunlar, Leyla Sakpınar , Nevzat Sayın Emre Senan, Maria Sezer ,Yıldız Şermet, Gamze Taşdan, Bahadır Yıldız, Hande Varsat , Shirley Verette.

26 Haziran 2015 Cuma

Bu yıl on yedinci yaşını dolduran Galeri Apel, kendi deyimi ile ”Baharı, tabiatı, üretmeyi ve barışı simgeleyen 21 Mart Newroz Bayramını içine alan Mart ayını izleyicileri ile selâmlaşmaya ve bayramlaşmaya ayırmış.
Bu Mart bir yana Newroz sergisi on yıllık yolculuğu, farklı sanatçıları bir araya getirmesi, yüzyıllık geleneklerin yeniden sunuluşu, ses sanatının çarpıcı kullanımı, ülkenin siyasi tarihine önem vuran sözleri ve isimlerine yaptığı göndermeler ile kaçırılmaması gereken bir sergi olmuş.
Salona adım attığınız andan itibaren Beyoğlu’nda bir dairenin tarihi, geleneği, başkaldırıyı ve farklı sanatçıların newroz anlayışını barındıran bir dünyaya dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
Galeri Apel’in yöneticisi Nuran Terzioğlu da bize bu yolculukta eşlik ediyor…

Diyarbakır’dan İstanbul’a

Fırat Erdoğan "Yürüyüş"
Nuran Terzioğlu
Bu sergi Apel’in ilk Newroz tecrübesi değil. Tam 10 yıl önce 2005 yılının Mart ayında Diyarbakır'da, Anadolu Kültür, D.S.M ve Galeri Apel işbirliği ile yine farklı sanatçıların bir arada olduğu görkemli bir newroz sergisi gerçekleşmiş.
Bir önceki sergide yer alan Diyarbakırlı ve İstanbullu sanatçılar, ikinci Newroz sergisini oluşturdular.
‘Mezopotamya binlerce yıldır sanat üretiliyor fakat ülkede bunun tekeli sadece büyük şehirlerin elinde kalıyor. Biz de on yıl önce yarısı oradan yarısı Apel’den diyerek yola çıktık ve altı ayda hazırladık sergiyi. İnsanlar sanat alanında çalıştığında her şey geri planda kalıyor’ diyor Nuran Terzioğlu. Diyarbakır’daki ilk adımı şükran duyduğu ‘inanılmaz bir beraberlik’ olarak tanımlıyor.
Beraber on sene önceki fotoğraflara baktığımızda sergiden çok bir şenlik havasına rastlarken, uçları yeşil eldivenlerle çekilen halayları, hem baharın renklerini hem de baskının yarattığı dışavurumu görüyoruz.

Her yerde sanatın dili bir

Konu newroz olunca ve yola Diyarbakır’dan çıkınca sanatın hem siyaset üstü hem de siyasetin sanattan mahrum kaldığını konuşuyoruz.
Terzioğlu "Herkesin özünün aynı olduğu sanat ile belli oluyor. Politika ile ilgisizim hiç kimse diyemez ama sanat  ile her şeyin aşılabileceğine inanıyorum" diyor. 
Biraz da sözü ona bırakınca sanatın insanları düşünmeye zorladığını tekrar tekrar dinliyorum.
32 yıllık galericilik kariyerinin en önemli öğelerinden birinin her serginin bir öğrenme süreci olduğunu söyleyen Terzioğlu’na göre "izleyici ve sanatçı bir arada birbirinden öğrenip bilgi birikimi oluşturuyor".

Karamsarlığın içinde umut

Esra Carus "Menzil Eşeği"
Esra Carus Gülaydın’ın "menzil eşeği" de İtalya yolcusu olmuş olsa da Roboski’de katırların vurulmasının ardından Terzioğluna göre daha da anlam kazanıyor.
2004-2005 yılları arasında ilk sergi derlenirken newroz yeni yeni izinli kutlanıyordu. Yüz yıllarca devam eden bu bahar bayramını kutlamak uğruna insanlar hayatlarını kaybetti. Newroz, sadece baharı değil başkaldırının da simgelerinden oldu.
O günlerde daha karamsar bir tablo var mıydı diye sorulunca da karamsarlığın da içinde bir umut barındırdığını, tepki ve başkaldırının da sonunun umuda dayandığına hem fikir oluyoruz.

Herkesin bir Newroz hikayesi var

Fotoğraflara bakıp Diyarbakır günlerini konuşuyoruz. Önceki sergiden sadece tek kişiye ulaşamadıklarını öğreniyorum.
Diyarbakır’da Terzioğlu’nu çok etkileyen eserlerden biri ise küçüklüğünden beri Newroz'u gizli gizli kutlayan sanatçının eseri olmuş. O gizli kutlamayı gözler önüne sermek için sahnenin arkasında siyah kumaşlar ile basamaklarla çıkılan ve yıldızlara bakan bir alan oluşturmuşlar.
Bir yandan da o zaman yasaklı olan Şiwan Perwer’in "Ferzê" şarkısı çalmış. Çünkü sanatçı gizli gizli hep bu şarkıyı dinlermiş. Terzioğlu, şimdi kim bilir nerde diyor...
Diyarbakır’da akıllarda kalan bir önemli eser ise Elif Meşe’nin sergide hastane ışığı düzeninde yer alan kırmızı beyaz serum ve yan tarafından damardan üç renk; kırmızı, yeşil, sarı. 

Apel’deki Newroz’da neler var?

Faili Meçhul - Maria Sezer
10 sene sonra İstanbul’da açılan sergide ise yine bu denli güçlü, başkaldırıyı ve acıyı onun yanında da baharı, rengi simgeleyen eserler görmek mümkün.
Sergi, ilk kattan gezilmeye başlandığında  Raziye Kubat’ın, babanesinin çeyizindeki çizimlerinin yeniden yorumlanmasıyla newrozun yıllarca devam eden tarihi gözler önüne seriliyor.
Üst kata çıktığımızda  Maria Sezer’in "Faili meçhul yanık ve Faili meçhul bulut" eserleriyle karşılaşıyoruz. Serginin açılışında Türkiye haritası üzerinden atlanmış bu yüzden biraz deforme olmuş.
Bunun yanında bulut devlet şiddeti ile öldürülmüş isimlerin bir araya geldiği bir eser olarak karşımıza çıkıyor.
İç içe geçmiş isimlerden ilk okunanlar Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Atakan...

Ocağımız hep tütsün

O kadar insan yurdundan olmuş ki onun için bir iyi dilek kipi dediği keçe ve yünden oluşan bir ateş olan "ocağımız hep tütsün" eserini, Terzioğlu özenle bu eseri sergide ilk soba borusunun üzerine yerleştirilmiş.
Fırat Erdoğan’ın tuval üzerine yağlı boya çalışması"yürüyüş"kuşkusuz serginin ayaklanma bacağını sahiplenen eserlerinden. Bunun yanında Emre Senan’ın video eseri "Edi Bese",  Ali Aksakal’ın dünyadan aldığı sesler ile derlediği "Çığlık" gibi ses ve görüntüyü kullanarak gerçekçi bir perspektif önümüze koyuyor.
Sergide Ali Aksakal, Aslımay Atay Göney, Adnan Baktır, Aziz kanat, Bahattin Eren, Barış Seyitvan, Dicle Meşe, Elif Meşe, Emre Senan, Endam Acar, Esra Carus Gülaydın, Ferit Turgut, Fırat Bingöl, Fırat Erdoğan, Güler Güngör, Gülsün Karamustafa, Lerzan Özer, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Mustafa Özkul, Ramazan Özcan, Raziye Kubat, Sakine Çil, Şirin İskit, Sümbül Eren , Ulaş Çibuk, Yücel Kale, Zeynel Doğan'ın eserleri yer alıyor.





“Stay with me”
Before and even after, many people died, were killed. Wars have not yet ended and never will. Martial law, unjustifiable executions, military governments, gynocides… Really, what kept us alive during those periods… How did we look, what was happening, what did we see, were we able to see? If we weren’t able to see, then what was it that had blinded us? Maybe we had grown accustomed to a lot, we had become immune to it all. Maybe listening to all the coverage entitled “live broadcasts” every night had inured us. Yes, this was probably why we changed channels so often and thus, were allowing other dreams to draw us into new realms. Yes, this was called forgetting, and we had managed to learn how to do this. I am returning to the first question: What was it ? What happened? Do we know the answer? There was so much happening at every single moment that the sentence we had constructed to fool ourselves was ready; we just weren’t able to keep up.
At a point, as we were just standing there, “something” else began. We were on the streets. Side by side. We didn’t even know each other, but we were side by side. We were there. We had learned to keep our doors open, to put buckets full of water in front of the apartment, and in case of
arrest: to post a document showing our rights on the door of the apartment, and to note the situation on every street we passed , and tweet it to one another.
This was the hope itself. The spirit of solidarity, the challenge, standing side by side. Then… Nothing changed. We clammed up.
Now, we are tired. Is it possible to remember this hope? We have to start somewhere…
‘Stay With me’ project takes from here; taking notes, documenting, drawing; remembering the hope with the association of these narrations.
The title ‘Stay with me; is chosen because it expresses a last resort when the hope is fading “hold on, don’t give up’. It grew as a slogan that expresses a collective effort where everyone is involved and holding on together.
‘Stay with me project’ is composed of notebooks that indicate limitless fear, insecurity, existence in obscurity as well as hope, reality, future and the ‘moment’, by 84 participants.
Ali Miharbi, Anti-Pop,  Aslı Çavuşoğlu, Ata kam,  Ayşe Küçük,  Azra Deniz Okyay, Balca Ergener & Meltem Ahıska, Berkay Tuncay,  Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn, Ceren Oykut,  Christine Kriegerowski, Çiğdem Hasanoğlu,  Devrim Ck,  Devrim Kadirbeyoğlu, Didem Erk,  Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar & Fırat Bingöl, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, Genco Gülan, Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş & Eren Yemez, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer, İnci Furni, İpek Duben, Kınay Olcaytu,  Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç, Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nick Flood, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, Özgür Atlagan & Bengi Güldoğan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz, Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch & Thomas Büsch, Seda Hepsev, Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yavuz Parlar, Yeşim Ağaoğlu, Zeyno Pekünlü
Backstage: Selda Asal
for german text see below:
swm exhibitionswm exhibition yazi27swm gunes savasgunes savas& eren yemez
masa DSCF0273 E
swm neriman polat
swm zeyno30 april 67swm gokce súvari
swm masa DSCF0401 web
swm lebriz30 april 64
swm masa DSCF0273 WEB
swm fatma belkis
swm nazim yazi30 april 8
swm masa DSCF0277 WEBswm lebriz sayfa7
STAY WITH ME
Davor und auch danach starben viele Menschen, wurden getötet. Kriege sind nicht zu Ende und werden es niemals sein. Kriegsrecht, nicht zu rechtfertigende Hinrichtungen, Militärregierungen, Völkermorde … Wirklich, was hat uns in jenen Zeiten am Leben gehalten … Wie haben wir das, was passiert ist, gesehen? Was haben wir gesehen? Oder konnten wir überhaupt sehen? Wenn wir nicht mehr in der Lage waren zu sehen, was hat uns erblinden lassen? Vielleicht haben wir uns an vieles gewöhnt, sind immun gegen alles geworden. Vielleicht sind wir abgestumpft, weil wir jede Nacht die “Live-Berichterstattung” verfolgt haben. Ja, wahrscheinlich haben wir deshalb so oft durch die Kanäle geschaltet und anderen Träumen erlaubt, uns in ihren Bann zu ziehen. Ja, das war das Vergessen, und wir haben gelernt zu vergessen.
Ich kehre zur ersten Frage zurück: Was war es? Was ist passiert? Kennen wir die Antwort? In jedem Augenblick geschah so viel, dass der Satz zu unserer eigenen Täuschung feststand. Aber wir konnten einfach nicht mithalten. An einem Punkt, als wir einfach nur da standen, begann “etwas” anderes. Wir waren auf den Straßen. Seite an Seite. Wir kannten uns nicht einmal, aber wir standen Seite an Seite.
waren dort. Wir haben gelernt, unsere Türen offen zu halten, Eimer voll Wasser vor die Wohnung zu stellen und im Falle einer Festnahme ein Dokument mit unseren Rechten an der Wohnungstür zu hinterlassen. Wir twitterten uns gegenseitig die Situation aus jeder Straße, die wir passierten.
Es war Hoffnung. Der Geist der Solidarität, die Herausforderung, Seite an Seite zu stehen.
Dann … Nichts hat sich geändert. Wir zogen uns von der Aussenwelt zurück.
Jetzt sind wir müde.
Ist es möglich, sich an diese Hoffnung noch einmal zu erinnern?
Wir müssen irgendwo anfangen …
Das Projekt “Stay with me” setzt hier an und verbindet Notizen, Dokumentation und Zeichnung, um mit der Assoziation dieser Erzählungen die Hoffnung, die wir hatten, wiederaufleben zu lassen.
Titel “Stay with me” beschreibt die letzte Anstrengung, wenn die Hoffnung schwindet: “Halte durch, gib nicht auf.” Es wurde ein Slogan, ein Ausdruck für eine kollektive Anstrengung, in die jeder involviert ist und bei der alle gemeinsam durchhalten.
Das Projekt “Stay with me” zeigt Notizbücher von 81 Teilnehmer_innen, in denen die grenzenlose Angst, die Unsicherheit, die Existenz im Verborgenen aber auch die Hoffnung, die Wirklichkeit, die Zukunft und eben die “Augenblicke” zum Vorschein kommen. Die Ausstellung ist zwischen dem 27. November und dem 24. Dezember im Apartment Project Berlin realiziert.

SWM-SWM proposal Berlin221
Daha önce ve sonra da çok insan öldü, öldürüldü. Savaşlar henüz bitmedi ve hiç bir zaman da bitmeyecek.Sıkı yönetimler, yargısız infazlar, askeri idareler, kadın cinayetleri… Sahi biz o zamanlar neresinden tutunmuştuk hayata… Nasıl bakıyorduk, neyi görüyorduk? Ya da göremiyorsak ne körleştirmişti bizi? Belki de alışmıştık çok şeye, kanıksamıştık. Her gece ¨naklen yayın” adı altında izlediklerimiz belki de bizi duyarsızlaştırmıştı. Belki de bu yüzden sık sık kanal değiştiriyorduk ve başka hayallerin bizi sürüklemesine izin veriyorduk. Unutmak deniyordu buna ve bunu öğrenmeyi başarmıştık.
İlk soruya dönersek: Neydi? Ne olmuştu?
Her an o kadar çok şey oluyordu ki, kendimizi aldatacak cümlemiz hazırdi; yetişemiyorduk. Ve bir noktada öylece beklerken başka bir ‘şey’ başladı. Sokaktaydık. Yan yanaydık. tanımıyorduk ama yan yanaydık. Oradaydık. Kapılarımızı açık bırakmayı, kapı önüne su dolu kovalar koymayı, tutuklanma halinde haklarımızı bildiren maddeleri apartman girişlerine asmayı öğrenmiştik – geçtiğimiz her sokaktaki durumu bildiren notları birbirimize tweetlemeyi de. Bu umudun kendisiydi. Dayanışma ruhu, mücadele ve yan yana var olma.
Sonra … Birşey değişmedi… Tekrar içimize kapandık. Şimdi artık yorgunuz.
Peki umudu yeniden hatırlamak mümkün mü?
Bir yerden başlamalı… ‘stay with me’ tam da buradan yola çıkıyor,notlar tutmak, belgelemek, çizmek : umudu bu anlatıların birlikteliğiyle yeniden kurmak. Umudun en azaldığı anlarda son bir çaba için sarf edilen ‘uyuma, dayan’ sözlerinin ingilizce karşılığı ‘Stay with me’ bu yüzden proje başlığı olarak seçildi. Herkesin dahil olduğu, kolektif çabayı ve birbirine tutunmayı ifade eden bir slogana dönüştü.
‘Stay with me’  81 katılımcının ürettiği, sınırsız korkuyu, güvensizliği, belirsizlik içerisinde var olmayı olduğu kadar ümidi, gerçeği, geleceği ve o an’ı gösteren defterlerden oluşuyor. Selda Asal ‘ın girişimiyle gerçekleşleştirilen olan  bu projede Ali Miharbi, Anti-Pop, Aslı Çavuşoğlu, Ayşe Küçük, Azra Deniz Okyay, Balca Ergener-Meltem Ahıska, Berkay Tuncay, Burçak Bingöl, Carla Mercedes Hihn Ceren Oykut, Christine Kriegerowski, Çiğdem Hasanoğlu, Devrim Ck, Devrim Karabeyoğlu, Didem Erk Eda Gecikmez, Ekin Saçlıoğlu, Elif Çelebi, Elmas Deniz, Endam Acar, Erdağ Aksel, Erhan Öze, Erdem Helvacıoğlu, Eser Selen, Fatma Belkıs, Fatma Çiftçi, Ferhat Özgür, Figen Aydıntaşbaş, Fulya Çetin, , Gonca Sezer, Gökçe Süvari, Gökhan Deniz, Göksu Kunak, Gülçin Aksoy, Gül Kozacıoğlu, Gümüş Özdeş, Güneş Savaş, Güneş Terkol, Gözde İlkin, Hale Tenger, Hubert Sommerauer İlhan Sayın, Inci Furni, İpek Duben, İremTok, Melike Kılıç, Merve Çanakçı, Merve Şendil, Mischa Rescka, Murat Tosyalı, Nalan Yırtmaç, Nancy Atakan, Nazım Dikbaş, Neriman Polat, Nurcan Gündoğan, Onur Ceritoğlu, Onur Gökmen, ÖzgürAtlagan- Bengi Güldogan, Özgür Demirci, Özgür Erkök Moroder, Özge Enginöz, Rüçhan Şahinoğlu, Raziye Kubat, Sabine Küpher Büsch-Thomas Büsch, Seda Hepsev,Seçil Yersel, Sena Başöz, Senem Denli, Sevim Sancaktar, Sevil Tunaboylu, Sevgi Ortaç, Suat Öğüt, Sümer Sayın, Şafak Çatalbaş, Ulufer Çelik, Yaprak Kırdök, Yasemin Özcan, Yasemin Nur, Yeşim Ağaoğlu, Zeyno Pekünlü yer almışlardır. Bu proje 27 Kasım-24 Aralık  2014 te  Berlin’ de  Apartman Projesi adli sanatci kollektifinde sergilenmiştir. Ve projeye katilimlarla devam edecektir.

Bir Çİçek 1-4 / 50x30 / Doğal Malzeme /2015

Gezi Defteri / A4 / Defter /2014

İsimsiz / 100x70 / Akrilik /2014


İsimsiz / 100x70 / Akrilik /2014